Minik kuşum benim 12. Ayını doldurdu. 1.yaşını aileler ve arkadaşarla kutladık. Yaptığımız hazırlıkları ve detayları bir sonraki yazımda paylaşacağım. Ama öncesinde Adacığım bu sy neler yapmış aklımda kaldığı kadarıyla yazalım.
Damacanadan su aldığımızı fark edip kendide içmeye çalıştı. (30.09.14)
Alt çenede ortadaki 2 dişimiz zaten çıkmıştı. Herkesten farklı olarak üstteki ortalar değilde yanlar çıktı ve sevimli vampire dönüştü kızım. Yine bu ay içinde üst ortadaki dişlerimizide biraz sancılı da olsa çıkardık ve dişlerimizi 6 ya tamamladık.
Ilk ayakkabimizi 03.10.2014 te aldik. Kirmizili pembe cok sevimli bir ayakkabi. Alirken alt tabaninin yumusak icinde bogumlarin olmasina dikkat ettik.
Bu ay ilk Kurban bayramını kutladı. Ve bayramda büyük anneanneleri görmeye Çarşambaya gittik. İlk defa büyük anneanne ve dedeyle tanıştık.
Duduşumuzdan 2.5 ay büyük bir tane kuzenimiz var Aliye; onunla da ilk defa bir araya geldik. Ama daha beraber oynayacak yaşa gelmemişiz. Zaten bizim minnoş daha oyuncağı almadan Aliye kapıyordu. Tabi ne yapsin minik kiz 2 tane minik canavar ablayla büyümek kolay değil aceleci olması gerekiyor;) Öyle böyle 5. Gezisini de tamamlamış oldu (4-12.10.2014)
Çarşamba'da bayram ziyareti sırasında 6 Ekimde köye gittik. Burada tavukları elleriyle besledi. Daha önce Datça dada görüp beslemiştik ama bu sefer kızım iş başındaydı.Avucunun içine parça parça edilmiş ekmek koyduk. Oda tavuklara uzattı. Tavuk alınca da hemen elini çekti. Huylandı heralde. Ama tavuklar yere düşen parçaları yedikçe öyle dikkatli meraklı bir bakışı vardı. Belli ki ne yaptıklarını çözmeye çalışıyordu. Birde ben tavuk ve horozlari gösterip "üüüüüü" diye bağırdıkça oda öğrendi. Şimdi tavuk horoz görünce "üüüüü" demeye başladı. Tavuklarada aynı şekilde sesleniyor ama o benim hatam oldu; olsun artık ilerde düzeltiriz;)
12 Ekim de Samsundan arabayla dönerken artık bu kadar yolculuğa yeter deyip isyan etti miniğim. Yol hem onun hem bizim için ızdırap oldu. "Hayır öne geçemezsin Adacım zaten koltuğundan çıkartarak büyük riske giriyoruz." "Tamam istediğin kadar ağlayabilirsin." "Ne oldu aşkım" "Pişpişpiş.." "Daaaaa.." "Aaa burda ne varmış!" "Mola verelim biraz" cümleleriyle 12 saatte geldik evimize. Bu kadar uzun yol artık biraz daha büyüyüp laftan anlayınca yaparız. Belki o zaman koltuğunda oturtmak daha kolay olur.
Durucuğum kitapları kitaplıktan atmaya, çamaşırları dolaptan çıkarmaya, sepetin içindekileri boşaltmaya bayılıyor. Daha önceki denemelerimde onları geri koydurtamamıştım. Ama Çarşambada tutuncu renkli seffaf bir sürahi ile ilk denemelerimizi yaptık(07.10.14). Sanıyorum ki içini dışarıddan görebildiği için sürahinin icine birşeyleri koymak ilgisini çekti. İzmit e döndüğümüzde aynı şeyi kitaplar içinde yaptık ve alkış artık kuzucum kitapları da yerlerine koyabiliyor. Ama tabiki de en büyük zevki hala onları yere indirmek;)) Eee ne yapacaksın huylu huyundan vazgecmiyor. Biz sadece toplamayı oyunla Duduş için zevkli hale getireceğiz ki ileride annesi gibi olmasin :D
Bu ay artık evi emeklemeden yuruyerek dolaşabiliyoruz. Zaten 1-2 adım atıyor sonra düşüyorduk. Ama bu ay bu işi baya kavradı minnoşum. Samsunda 9 Ekimde ardarda hiç düşmeden 7 adım attı. İzmit e döndüğümüzde(13.10.14) ise salonun ortasından kapıya kadar yürüdü. Yürürken birde tatlı ki dengede durmak için kollarını yukarı doğru kaldırıp önünde hafifçe birleştirip düştüm düşücem diye hızlı adımlarla ilerlemeye çalışiyor. Sonra pat diye poposunun üstüne düşüyor. Allahtan bezi var yoksa çanağı kırmıştık çoktan. Ama düşüyorum canım acıyor korkuyorum demedi inatla sıkılmadan sürekli deneyerek bu işi 1 yaşına bir kaç gün kala kopardı benim azimli can kızım. Artık tüm odaları istediği gibi gezebiliyor.
Çok hareketlendiği için artık bir an olsun yanından ayrılamıyoruz kuzucuğumun. Zaten yatağı yerde de düşme riski yok. Ama koltuklara dikkat etmek gerekiyor. Daha kendiliğinden çok çabalamasına rağmen koltuklara çıkamıyor. Koltuktan kendi inmeye çıkarken hep ellerinin üzerine inmeye çalışıyordu. Ama 17 Ekim de ilk defa bilincli olarak bacaklarını aşağıya sallayarak koltuktan indi.
Adaya Fisher Price ın "Egitici Masalcı Tırtıl" adlı müzikli bir kitap almıştık. Her sayfasında başka bir müzik var. Kırmızı balık, arı vız vız, benim annem güzel annem gibi çocuk şarkıları var. 20 Ekimde kendi istediği şarkıyı bulmak için sayfaları özenle çevirdi ve istediği şarkıyı buldu ve başladı el çırpmaya. O kadar hızlı öğreniyorki birde fiziksel olarak imkanı olsa herseyi yapacak minnoşum.
21 Ekim de kuzucuma nar verdik. Minik elleri minik parmaklarıyla minik minik narları tek tek alıp ağzına attı. Pek bir sevdi narları ;))
İlk diş fırçanı bu ay aldık. Tabiki de fırçalayamıyorsun ama en azından şimdiden
21 Ekim de onu yatmaya götürdüğümde içeri de oturduğumuzu fark etti ve uyumayıp içeri yanımıza gelmek için ağladı. Yanımızda birkaç saat daha takılıp ancak babasıda yanımıza yatınca uyudu. Uyku gözünden akıyor ama cıık uyumayacağım diye tutturuyor. Gündüz uykuları da iyice azaldı. Bugün saat 07.30 da uyanıp öğlen sadece 15dk uyudu. Kuzum niye böyle yapıyorsun anlamıyorum. Aynı zamanda sütten kesince seni nasıl gece uyutucaz kara kara da onu düşünüyorum. Malum hala memede uyuyorsun;)
Güle güle bir ayı daha bitirdik minik kuzumla.
Kilo: 11.100 kg
Boy: 72.5 cm
4 Kasım 2014 Salı
12. Ay
Etiketler:
12.ay,
ay ay gelişim,
Aylık gelişim,
bebek,
bebek gelişim,
gelişim
27 Ekim 2014 Pazartesi
1.Yaş Günü
24.10.2014
Evet minik kızım bugün 1 yaşına bastın. Koreliler yaşlarını hesaplarken anne karnına düştükleri zamanı dikkate alıyorlarmış. Buna göre hesaplarsak yaklaşık 21 aydır bizimlesin. Heranı çok çok güzeldi. Tamam midemin bulandığı ayları saymayalım. Ama bunun dışında kalan anları hiçbirşeye değişemem. Bizimle olduğunu ilk 01.03.2013 cuma günü saat 04.22 de öğrendik. 2 martta kan testiylede kesinleştirdik. İnsanın ağzını kulaklarına vardıran anlardı. Hele doktorun evet burada birşey var deyip seni ekranda ufacık bir şekilde göstermesi, ilk seni gördüğüm o an çok heyecanlıydı. Evet sivrisinek gibi görünuyordun ama ordaydın. Ve o şeklinle bile beni çok mutlu ettin. İçimde büyümeni babanla beraber an be an izledik. İlk kalp atışını duymayı, ilk tekmeni dörtgözle bekledik. Karnımda bile çook hareketliydin biraz dursan niye durduki diye telaşlandık. Suyum fazlaydın erken geleceksin diye panik yaptık. Ama en sonunda 24 ekim 2013 te sağ salim yanımıza kucağımıza geldin. Biz birbizimize hemen alıştık ama ilk 3 -4 ay senin dünya düzenine alışman gerekti. Ağladın çook ağladın. Sen ağladıkça biz üzüldük nasıl bir ağrıydı ki seni saatlerce ağlatabiliyordu. Üzüldük ama şikayetçi değildik. Çünkü seni saatlerce davlumbaz başında kucağımızda tutmamız, seninle saatlerce açık saç kurutma makinesiyle uyumamız, 4 saat hiç durmadan çarşaflarda sallamamız bile eşsizdi. 3.ayı atlattıktan sonra başladı insanları inceleyen bakışlarımız gülücüklerimiz kıkırdamalarımız "DA" oyunumuz. Hiçte bitmedi. Hala aynı Adoş. Meraklı, heyecanlı, aceleci, biraz sıkılgan, gezgin, herşeyi kendi başına yapmayı isteyen, yapamayınca kızan, sevimli, oyunucu, iletişimi seven, çığlık atamaya bayılan, "tavukları pişirmişem" adlı şarkıyı duyunca oynamaya başlayan, ağız ve el hareketlerine pür dikkat kesilen bir minik tatlı canavar.
Minik yavrum Ada Duru muz seni çok seviyoruz iyiki gelmiş iyi ki bizim kızımız olmuşsun. Nice mutlu sağlıklı huzurlu yıllara güzel kızım.
Ben bu satırları yazarken babacığın da facebooktan aşağıda ki satırları paylaşmış ;))
"2 Mart 2013'te annenin karninda 3 haftalikken duydugumuz kalp atislarindan bugune kadar hic tarif edilemeyecek essiz duygular yasattin bize, anne karnindaki ilk tekmen, seslere tepkin, dogumun, gozlerini acisin, kolik sancilarin, aglamalarin, gulusun, tum ilklerin, yaptigin her yeni sey, yani hergunun bize mutluluk verdi, nefesimizi kesti ve sevgili kizim bugun kalabaliklari seven, yeni lezzetler tadmaya bayilan, cokca gulen, kedi kopek delisi, seyahat meraklisi, yeni insanlarla tanismaktan cekinmeyen, ilgili, kararli bir bebek olarak 1 yasina basiyorsun. Sana cok mutlu, huzurlu, saglikli, dolu dolu, upuzuuuunnn bir omur diliyorum. Seni cok ama cok seviyorum. Allah eksikligini gostermesin."
Alper Orakçı
Evet minik kızım bugün 1 yaşına bastın. Koreliler yaşlarını hesaplarken anne karnına düştükleri zamanı dikkate alıyorlarmış. Buna göre hesaplarsak yaklaşık 21 aydır bizimlesin. Heranı çok çok güzeldi. Tamam midemin bulandığı ayları saymayalım. Ama bunun dışında kalan anları hiçbirşeye değişemem. Bizimle olduğunu ilk 01.03.2013 cuma günü saat 04.22 de öğrendik. 2 martta kan testiylede kesinleştirdik. İnsanın ağzını kulaklarına vardıran anlardı. Hele doktorun evet burada birşey var deyip seni ekranda ufacık bir şekilde göstermesi, ilk seni gördüğüm o an çok heyecanlıydı. Evet sivrisinek gibi görünuyordun ama ordaydın. Ve o şeklinle bile beni çok mutlu ettin. İçimde büyümeni babanla beraber an be an izledik. İlk kalp atışını duymayı, ilk tekmeni dörtgözle bekledik. Karnımda bile çook hareketliydin biraz dursan niye durduki diye telaşlandık. Suyum fazlaydın erken geleceksin diye panik yaptık. Ama en sonunda 24 ekim 2013 te sağ salim yanımıza kucağımıza geldin. Biz birbizimize hemen alıştık ama ilk 3 -4 ay senin dünya düzenine alışman gerekti. Ağladın çook ağladın. Sen ağladıkça biz üzüldük nasıl bir ağrıydı ki seni saatlerce ağlatabiliyordu. Üzüldük ama şikayetçi değildik. Çünkü seni saatlerce davlumbaz başında kucağımızda tutmamız, seninle saatlerce açık saç kurutma makinesiyle uyumamız, 4 saat hiç durmadan çarşaflarda sallamamız bile eşsizdi. 3.ayı atlattıktan sonra başladı insanları inceleyen bakışlarımız gülücüklerimiz kıkırdamalarımız "DA" oyunumuz. Hiçte bitmedi. Hala aynı Adoş. Meraklı, heyecanlı, aceleci, biraz sıkılgan, gezgin, herşeyi kendi başına yapmayı isteyen, yapamayınca kızan, sevimli, oyunucu, iletişimi seven, çığlık atamaya bayılan, "tavukları pişirmişem" adlı şarkıyı duyunca oynamaya başlayan, ağız ve el hareketlerine pür dikkat kesilen bir minik tatlı canavar.
Minik yavrum Ada Duru muz seni çok seviyoruz iyiki gelmiş iyi ki bizim kızımız olmuşsun. Nice mutlu sağlıklı huzurlu yıllara güzel kızım.
Ben bu satırları yazarken babacığın da facebooktan aşağıda ki satırları paylaşmış ;))
"2 Mart 2013'te annenin karninda 3 haftalikken duydugumuz kalp atislarindan bugune kadar hic tarif edilemeyecek essiz duygular yasattin bize, anne karnindaki ilk tekmen, seslere tepkin, dogumun, gozlerini acisin, kolik sancilarin, aglamalarin, gulusun, tum ilklerin, yaptigin her yeni sey, yani hergunun bize mutluluk verdi, nefesimizi kesti ve sevgili kizim bugun kalabaliklari seven, yeni lezzetler tadmaya bayilan, cokca gulen, kedi kopek delisi, seyahat meraklisi, yeni insanlarla tanismaktan cekinmeyen, ilgili, kararli bir bebek olarak 1 yasina basiyorsun. Sana cok mutlu, huzurlu, saglikli, dolu dolu, upuzuuuunnn bir omur diliyorum. Seni cok ama cok seviyorum. Allah eksikligini gostermesin."
Alper Orakçı
9 Ekim 2014 Perşembe
11. Ay
Ay yazmayalı dünya zaman oldu. Kuzucum neredeyse 1 yaşına girecek ben ancak 11. ay yazısını yazabiliyorum..:(( Halbuki bunun dışında da yazacak bir dünya şey var.
Adoşumun geçen gün ilk aylardaki videolarını izledik. Farkettik ki pek bir küçükmüş meleğim. İşin garip yanı daha üstünden bir sene bile geçmedi ama minik kuzumun o hallerini hatırlamıyorum bile. Bu nedenle bol bol fotoğraf ve video çekmek lazım ki hatıralar taze kalsın.
Neler yaptık peki bu ay?
26 Ağustosta dişinin uçlarını çizik şeklinde ilk defa gördük. Altta öndeki 2 diş beraber göründüler. Adet gereği farkedince üzerinde ne varsa dişi rahat çıksın diye yırtmak gerekiyormuş. Bizde üstünde o anda olan beyaz renkli body sini yırttık. Dişleri ilk gören ben oldum. Hal böyle olunca diş hediyesini almakta bana düştü. Kuzucuk vurmalı şeylere çok düşkün diye ksilofon aldım. Sürekli ilgilenmiyor ama arada gidip gidip tuşlarına basıyor :)
Daha önce kitaplarımızdan bahsederken Sayılar adlı bir kitap tanda bahsetmiştim. Açılır kapanır pencereleri vardı. Minik kuzucum eskiden bunları yırtmaya çalışırken artık bunları yırtmaması gerektiğini öğrendi. Bunu da cee oyununa borçluyuz galiba. Pencerelerin arkasında birşeyler olduğunu bu şekilde keşfetti:))
Ben işteyken Nuran hala yada annem sütü ısıtıp minnoşuma veriyorlar. Adoşta artık sütü görünce "mamma" diye ses çıkartmaya başlamış. Bunu bazen bana da süt isteyince yapıyor...:)
30 Ağustosta eliyle gel gel işareti yaparken "gel" e benzer seste çıkartmaya başladı. Çıkardığımız sesleri ritimleriyle söylemeye çalışıyor. Örneğin "Ha-ha-ha-haa" / "a-aa-aaa" gibi sesler çıkarınca oda aynısını yapmaya çalışıyor. Datçadayken de yemek isterken komut şeklinde "ver" dedi. Artık konuşmya mı balicaz ne..:))
Ters köprü hala favori hareketi. Ve hala kitaplıktaki kitapları indirmeye bayılıyoruz.
Biz elimizde mısır yerken pek bir ilgisini çekti.Ve kendisi de kemirerek mısır yemeye çalıştı. Tadına da bayıldık:)) (1 eylül)
Bu ay tutunup çok rahat sıralayabiliyor. Tutunduğu sürece tüm odayı bir baştan bir başa kendi kendine dolaşabiliyor.
2 Eylülde biz işteyken annem Adoş'a "anne- baba gelecek" demiş. Bizim Tontişte dudaklarını büzüp ağlama moduna geçmiş. Annem herhalde tesadüftü deyip daha sonra tekrar "anne- baba gelecek" demiş bizim ki yine dudak büzmüş. Ayy tepkiye bak yerim ben o dudakları ya..
7 eylülde ilk menemenini yaptım. Sırf yurmurta sarısından pek te bir lezzetli olmuştu ama bizim kuzu pek bir az yedi:(
Kuzucuğumun odasında duvarda baykuşlu ağaçlı bulutlu kuşlu duvar etiketi var. Kuşlardan 2 taneside yerde. 9 Eylülde Duduşa cik cikler nerede dedim oda gitti duvarda kuşları gösterdi. Çook tatlıydı. Sonra bir daha sordum gitmedi. Ama anlamadığında değilde istemediğinden. Duduşum kedi gibi istemeyince kesinlikle yapmıyor. Mutlak O da isteyecek. Kandırmakta pek bir güç..:))
Elektronik adetlere televizyona karşıyız ama ben bunlara karşı olan tepkisini de çok merak ediyorum. Bu nedenle bazen tv izletip ipad e baktırıyorum. Ipad de bir balon patlatma oyunu var. Ne yapacağını merak ettiğim için arasıra önüne koyup balonları ben patlatıp onunda patlatmasını istiyordum. 9 Eylüle kadar pek ilgisini çekmemişti sadece bakıyordu. 9 Eylülde harekete geçip ilk balonlarını kendi patlattı kuzucuk..:)) Elektrik-elektronik demişken bizim kuzu düğmelere butonlara pek bir meraklı. Gördüğü zaman kurcalamadan edemiyor. İllaki basacak düğmelere :))
Akşamları yemek yerken Duduşa da yediklerimizden veriyoruz. 10 eylülde mama sandalyesinin tepsisine yediğimiz köfteden ufak ufak parçaladım ve önüne koydum bizim minnoş sen eliyle değilde kuş gibi kafasını eğdi ve yedi tüm köfteleri. Çook tatlıydı. Bizden böyle birşey görmedi onu eliyle yemesi için teşvik ettik ama neden öyle yaptı bunu nasıl akıl etti hala bilmiyorum. Emme ile mi bağlantı kurdu acaba?
11.ayımızda anneanne ve dedeyle beraber uzun bir yola çıktık. Marmarise gidip Filiz teyzeyi ziyaret ettik.
Filiz teyzesiyle beraber Marmariste gezdik beraber tekne turuna katıldık. Apo amcası kızıma Duduşun seçtiği bir dövme yaptı..Şaka şaka;bu gelecekte olabilecek olasılıklardan biri diye buraya ekledim :)--
Duduşu çok zorda kalmadıkça yatakta yatırmıyoruz mümkünse yer yatağı tercihimiz. Filiz teyzesi de bu nedenke salonunda ucumüze yer yatağı yapmıştı. Bizde etraftaki tüm kırılabilecek zarar verebilecek şeyleride kaldırdık.Süper oldu hem ailecek güze güzel yattık hemde Duduş sabah bizden erken uyanınca etrafı emekleyerek gezdi dolaştı sonra yine yanımıza geldi yattı. Çook güzeldi..)) Bundan sonra bizde karar verdik ara sıra hafta sonraları bizde salona üçümüz için yer yatağı yapıp beraber yatacağız.
Marmariste birkac gun kaldiktan sonra da Datçaya gidip büyük babanneyi ziyaret ettik.Pek bir mutlu oldu minik kuzuyu gorunce:)
Datça da da bol bol denize girdik. Zaten tam bir su kuşu Adacık. Sudaki neşesi öyle farklı ki etraftaki insanları bile çok keyiflendiriyor. Tabi Çeşmede ki gibi bir girdiğinde 2 saat kalamadı mevsim gereği ama yine de günde 2-3 kere girdi. Ama sıra kafamızı suya sokmaya gelince CIIK :( Alışıcaz ama zamanla, hala ümitliyim:)) Datca da kum az tabi taslarada alistik buarada. Dedesinin aldigi kovalara taslari doldurup bosalttik.
Hayvanlara alışsın korkmasın onlardan diye hayvan gördüğümüz her yerde Adoş u bir şekilde onlarla yan yana getirmeye çalışıyoruz. Ama huylarını bilmediğimiz için hepsini ellettiremiyoruz. Kaldığımız yerde de bir tane Golden vardı. Adoşu yanına görüdüğümüz zaman Ada heycanlanıp başlıyordu bağırmaya, koca köpekte Ada dan çekinip kaçıp gidiyorudu. Bir türlü elleyemedik. Denize girdiğimiz yerlerden birinde 3 aylık pek bir tatlı köpecikle karşılaştık. Aşıları olan yavru bir köpek tam istediğimiz gibi Adoşun rahatça sevebileceği dişine göreydi. Böylece kuzucum ilk defa bir köpek ellemiş oldu. Hatta köpek Kuzumun yüzünü yaladı. Adoşun eli köpeğin ağzına girdi. Çok sevimliydiler. Keşke yakın bir arkadaşımızın öyle bir köpeği olsa da bol bol bir araya getirebilsek.
Kaldığımız sitede kediler de vardı. Sokak kedisi tabi. Ara sıra onlarıda besledik ve sevdik. Hatta Duduş bir tanesinin kuyruğundan tutu ve kaldırdı. Allahtan kediciğin canı yanmadı da tırmalamaya falan çalışmadı ama babasında ki ve bendeki tepki pek bir komikti tam panik havası:))
Artık tatil boyunca bu kadar kedi köpekle haşır neşir olunca Kuzucum köpeklerin arkasından hav hav demeye de başladı. Miyav diye tekrar da edebiliyoruz ama o zor geldiği için kedi görünce de hav hav diyoruz artık..:))
Datçadayken Adoşun dişleri iyice çıkmış ve tavşan olmuştu. Babannem de Datça da olunca onun yanında da diş buğdayı yapalım istedik. Böylece ilk diş buğdayımız Datça da olmuş oldu. Ama bunun resimleri ve detayları daha sonraki yazıya.
Kilo: 11.2 kg
Boy: 71 cm
Adoşumun geçen gün ilk aylardaki videolarını izledik. Farkettik ki pek bir küçükmüş meleğim. İşin garip yanı daha üstünden bir sene bile geçmedi ama minik kuzumun o hallerini hatırlamıyorum bile. Bu nedenle bol bol fotoğraf ve video çekmek lazım ki hatıralar taze kalsın.
Neler yaptık peki bu ay?
26 Ağustosta dişinin uçlarını çizik şeklinde ilk defa gördük. Altta öndeki 2 diş beraber göründüler. Adet gereği farkedince üzerinde ne varsa dişi rahat çıksın diye yırtmak gerekiyormuş. Bizde üstünde o anda olan beyaz renkli body sini yırttık. Dişleri ilk gören ben oldum. Hal böyle olunca diş hediyesini almakta bana düştü. Kuzucuk vurmalı şeylere çok düşkün diye ksilofon aldım. Sürekli ilgilenmiyor ama arada gidip gidip tuşlarına basıyor :)
Daha önce kitaplarımızdan bahsederken Sayılar adlı bir kitap tanda bahsetmiştim. Açılır kapanır pencereleri vardı. Minik kuzucum eskiden bunları yırtmaya çalışırken artık bunları yırtmaması gerektiğini öğrendi. Bunu da cee oyununa borçluyuz galiba. Pencerelerin arkasında birşeyler olduğunu bu şekilde keşfetti:))
Ben işteyken Nuran hala yada annem sütü ısıtıp minnoşuma veriyorlar. Adoşta artık sütü görünce "mamma" diye ses çıkartmaya başlamış. Bunu bazen bana da süt isteyince yapıyor...:)
30 Ağustosta eliyle gel gel işareti yaparken "gel" e benzer seste çıkartmaya başladı. Çıkardığımız sesleri ritimleriyle söylemeye çalışıyor. Örneğin "Ha-ha-ha-haa" / "a-aa-aaa" gibi sesler çıkarınca oda aynısını yapmaya çalışıyor. Datçadayken de yemek isterken komut şeklinde "ver" dedi. Artık konuşmya mı balicaz ne..:))
Ters köprü hala favori hareketi. Ve hala kitaplıktaki kitapları indirmeye bayılıyoruz.
Biz elimizde mısır yerken pek bir ilgisini çekti.Ve kendisi de kemirerek mısır yemeye çalıştı. Tadına da bayıldık:)) (1 eylül)
Bu ay tutunup çok rahat sıralayabiliyor. Tutunduğu sürece tüm odayı bir baştan bir başa kendi kendine dolaşabiliyor.
2 Eylülde biz işteyken annem Adoş'a "anne- baba gelecek" demiş. Bizim Tontişte dudaklarını büzüp ağlama moduna geçmiş. Annem herhalde tesadüftü deyip daha sonra tekrar "anne- baba gelecek" demiş bizim ki yine dudak büzmüş. Ayy tepkiye bak yerim ben o dudakları ya..
7 eylülde ilk menemenini yaptım. Sırf yurmurta sarısından pek te bir lezzetli olmuştu ama bizim kuzu pek bir az yedi:(
Kuzucuğumun odasında duvarda baykuşlu ağaçlı bulutlu kuşlu duvar etiketi var. Kuşlardan 2 taneside yerde. 9 Eylülde Duduşa cik cikler nerede dedim oda gitti duvarda kuşları gösterdi. Çook tatlıydı. Sonra bir daha sordum gitmedi. Ama anlamadığında değilde istemediğinden. Duduşum kedi gibi istemeyince kesinlikle yapmıyor. Mutlak O da isteyecek. Kandırmakta pek bir güç..:))
Elektronik adetlere televizyona karşıyız ama ben bunlara karşı olan tepkisini de çok merak ediyorum. Bu nedenle bazen tv izletip ipad e baktırıyorum. Ipad de bir balon patlatma oyunu var. Ne yapacağını merak ettiğim için arasıra önüne koyup balonları ben patlatıp onunda patlatmasını istiyordum. 9 Eylüle kadar pek ilgisini çekmemişti sadece bakıyordu. 9 Eylülde harekete geçip ilk balonlarını kendi patlattı kuzucuk..:)) Elektrik-elektronik demişken bizim kuzu düğmelere butonlara pek bir meraklı. Gördüğü zaman kurcalamadan edemiyor. İllaki basacak düğmelere :))
Akşamları yemek yerken Duduşa da yediklerimizden veriyoruz. 10 eylülde mama sandalyesinin tepsisine yediğimiz köfteden ufak ufak parçaladım ve önüne koydum bizim minnoş sen eliyle değilde kuş gibi kafasını eğdi ve yedi tüm köfteleri. Çook tatlıydı. Bizden böyle birşey görmedi onu eliyle yemesi için teşvik ettik ama neden öyle yaptı bunu nasıl akıl etti hala bilmiyorum. Emme ile mi bağlantı kurdu acaba?
11.ayımızda anneanne ve dedeyle beraber uzun bir yola çıktık. Marmarise gidip Filiz teyzeyi ziyaret ettik.
Filiz teyzesiyle beraber Marmariste gezdik beraber tekne turuna katıldık. Apo amcası kızıma Duduşun seçtiği bir dövme yaptı..Şaka şaka;bu gelecekte olabilecek olasılıklardan biri diye buraya ekledim :)--
Duduşu çok zorda kalmadıkça yatakta yatırmıyoruz mümkünse yer yatağı tercihimiz. Filiz teyzesi de bu nedenke salonunda ucumüze yer yatağı yapmıştı. Bizde etraftaki tüm kırılabilecek zarar verebilecek şeyleride kaldırdık.Süper oldu hem ailecek güze güzel yattık hemde Duduş sabah bizden erken uyanınca etrafı emekleyerek gezdi dolaştı sonra yine yanımıza geldi yattı. Çook güzeldi..)) Bundan sonra bizde karar verdik ara sıra hafta sonraları bizde salona üçümüz için yer yatağı yapıp beraber yatacağız.
Marmariste birkac gun kaldiktan sonra da Datçaya gidip büyük babanneyi ziyaret ettik.Pek bir mutlu oldu minik kuzuyu gorunce:)
Datça da da bol bol denize girdik. Zaten tam bir su kuşu Adacık. Sudaki neşesi öyle farklı ki etraftaki insanları bile çok keyiflendiriyor. Tabi Çeşmede ki gibi bir girdiğinde 2 saat kalamadı mevsim gereği ama yine de günde 2-3 kere girdi. Ama sıra kafamızı suya sokmaya gelince CIIK :( Alışıcaz ama zamanla, hala ümitliyim:)) Datca da kum az tabi taslarada alistik buarada. Dedesinin aldigi kovalara taslari doldurup bosalttik.
Hayvanlara alışsın korkmasın onlardan diye hayvan gördüğümüz her yerde Adoş u bir şekilde onlarla yan yana getirmeye çalışıyoruz. Ama huylarını bilmediğimiz için hepsini ellettiremiyoruz. Kaldığımız yerde de bir tane Golden vardı. Adoşu yanına görüdüğümüz zaman Ada heycanlanıp başlıyordu bağırmaya, koca köpekte Ada dan çekinip kaçıp gidiyorudu. Bir türlü elleyemedik. Denize girdiğimiz yerlerden birinde 3 aylık pek bir tatlı köpecikle karşılaştık. Aşıları olan yavru bir köpek tam istediğimiz gibi Adoşun rahatça sevebileceği dişine göreydi. Böylece kuzucum ilk defa bir köpek ellemiş oldu. Hatta köpek Kuzumun yüzünü yaladı. Adoşun eli köpeğin ağzına girdi. Çok sevimliydiler. Keşke yakın bir arkadaşımızın öyle bir köpeği olsa da bol bol bir araya getirebilsek.
Kaldığımız sitede kediler de vardı. Sokak kedisi tabi. Ara sıra onlarıda besledik ve sevdik. Hatta Duduş bir tanesinin kuyruğundan tutu ve kaldırdı. Allahtan kediciğin canı yanmadı da tırmalamaya falan çalışmadı ama babasında ki ve bendeki tepki pek bir komikti tam panik havası:))
Artık tatil boyunca bu kadar kedi köpekle haşır neşir olunca Kuzucum köpeklerin arkasından hav hav demeye de başladı. Miyav diye tekrar da edebiliyoruz ama o zor geldiği için kedi görünce de hav hav diyoruz artık..:))
Datçadayken Adoşun dişleri iyice çıkmış ve tavşan olmuştu. Babannem de Datça da olunca onun yanında da diş buğdayı yapalım istedik. Böylece ilk diş buğdayımız Datça da olmuş oldu. Ama bunun resimleri ve detayları daha sonraki yazıya.
Kilo: 11.2 kg
Boy: 71 cm
Etiketler:
11.ay,
ay ay gelişim,
Aylık gelişim,
bebek,
bebek gelişim,
gelişim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)





